Milattan önce beş yüzlerde 2

9Evet nerede kalmıştık. Bu yazıya devam edecek miyim etmeyecek miyim diye çok düşündüm ve sonuç ortada. Bok gibi bir devam yazısıyla devam ediyoruz.

Kadir Hüsam ile tanıştıktan sonra hayata bir senelik ömründe bağlanmadığı kadar bağlanmış ve babası gibi olmamak için ant içmiştir. Çünkü Kadir’in babası Recai tam bir unutkandır. İnsan isimlerinden tut, akşam eve giderken alacağı ev erzağını bile unutan bir adamdır. Recai anasına bile madara olmuştur. Anası neredeyse hergün ”bir gün karını da bir yerlerde unutacaksın Recai” diye dalga geçmektedir kendisiyle.  Recai, Kadir doğduktan sonra hayata küsmüş, hayatındaki tek anlamı olan karısı Nebahat’in kendinden uzaklaştığını farketmiştir. Recai ”Bazen dünyadaki her şeyi unutsam da bir Nebahat’imi hatırlasam” diye düşüncelere dalar durur ve o düşüncelere daldığı sıralarda yapması gereken ne varsa unuturdu.Recai gerçek bir gerizekalıdır. Nebahat tekdüze bir ev hanımıdır, hayatına anası, babasıyla başlayıp sonra Recai ile devam etmiş, sonrasında da yeni düzenek olarak Kadir eklenmiştir. Tabi her yeni gelişmede Nebahat bir şeyleri de ihmal etmiştir. İşte Recai tam bu ihmal edilenlerin arasında kalmıştır.

Kadir Hüsamettin’in tamir atölyesinde çalışmaya yeni başlamış ve halinden acayip memnundur. Hatta memnuniyetine ”amına kodumunun şu dünyasına on güneş doğsa bir tanesi bana denk gelmez ama yine de hayat devam ediyor” kıvamında devam etmektedir. Anlayacağınız makine yağına bulanmak, ter ve çay kokusu arasında gidip gelen bir yerde çalışmak Kadir’i hayata keskin hatlarla bağlamıştır. Hatta Kadir o kadar bu hayata bağlanmıştır ki kendisine ait hıyar duruşu felsefesini üretmesi an meselesidir.

Bir gün Hüsamettin Kadir’i atölyede ararken Kadir’i arabanın arka koltuğunda görür. Kadir arabanın iki kapısını açık bırakmış ve arka koltuğa boyu boyuna uzanıp ellerini de birbirine kovuşturarak hıyara benzer bir şekil almıştır. Hüsamettin Kadir’e bakar ve Kadir’in kendisini farketmediğini ve Kadir’in gözlerinin kapalı olduğunu farkeder. Hüsamettin ” Lan sen ne yapıyorsun orada it?!” diye bağırır ama Kadir’de tık yoktur. Hüsamettin tekrar bir ” Lan!” diye bağırır ama bizimkinde hiçbir tepki yoktur. Hüsamettin Kadir’in kollarını kavrar ” Sen benle dalga mı geçiyorsun?” deyip Kadir’i arabanın içerisinden çeker ve Kadir yerde hıyar gibi durmaya devam eder. Hüsamettin çocuğun ölmüş olabileceğinden endişelenir ve üzerine bu sefer su dökmeye karar verir. Çünkü su Hüsamettin’in düz dünyasında ölüyü diriltebilecek tek ulvi araçtır, ne de olsa vücudun üçte ikisi sudur. Neyse Kadir Hüsamettin’in  sulu girişiminden sonra gözlerini açar ” Ya ne oluyor amına koyayım, bir rahat bırakmadın be usta” der. Tam bu sözleri sarfederken suratına da kocaman bir tokadı yer ve Hüsamettin ” Senin amına korum, puşt! Ne o öyle yatmalar, gözü kapatmalar? Hadi şimdi siktir git işini bitir!” der ve masadaki çayını alıp dış kapıya doğru yol alır. Kadir cevap bile vermemiştir, zaten vermesine de gerek yoktur, çünkü yağı değişecek çok araba vardır.

Kadir hıyar duruşunu yatakta, otobüste ve bilimum yerde ve durumda denemelerine devam eder. Birgün Kadir öyle bir dayak yer ki bu onu bu duruşa daha da bağlı kılar.

Hikayenin devamı bir sonraki haftaya sevgili Fanlar. Si yu leytır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir